7 Aralık 2013 Cumartesi

Görüş mesafesi üzerine

Çocukluğumun ve gençliğimin geçtiği (ve hala da ikamet ettiğim) Moda'da belki 1000'lerce defa yürüdüğüm Şair Nefi Sokak'ın ucundaki yokuşun sonundan ileri doğru baktığınızda manzaranız genelde aynıdır. Bütün güzelliği ile Kalamış koyu, Fenerbahçe ve Kalamış Marinaları, tatlı tatlı seyreden birkaç yelkenli tekne ve arka planda soldan sağa Burgazada, Kınalıada daha uzakta (yukarıdaki şekilde çizginin aralarından geçtiği iki minik ada olan) Yassıada ve Sivriada ve daha da arka planda değişik tonları ile hep mavilik. Ama bazı günler bu manzarayı gayet dramatik şekilde değiştiren birşeye şahit oluyorum. En arka plandaki mavilik yerini kimi zaman silüet olarak kimi zaman ise "CAM GİBİ NET" dağlara ve yeryüzü şekillerine bırakıyor. İşte bugün öyle cam gibi günlerden biri idi... Görüşün seyir araçları için "iyi" olarak nitelendiği günlerin çoğunda bu hadise olmuyor. Dolayısı ile bu özel görüş koşuluna başka bir isim koysalar keşke: "Süper, harika, mucizevi, muhteşem!" gibi kelimeler mesela... Anlatmakla olmuyor çünkü göstermem lazım ama maalesef bugün bir yere yetişmem gerekiyordu ve fotoğraf makinem yanımda değildi. 

Yukarıdaki harita parçasından görülebileceği üzere bahsettiğim; gayet güzel detaylarla görülebilen arka plan yeryüzü şekilleri Armutlu yarımadasına ait. Google Earth'ün şekildeki sarı çizgide ölçtüğü mesafe tam olarak 48 km! Bugün hazır hal böyle iken acaba 60 km'deki İmralı'yı da görebilirmiyim diye biraz daha sağa kaydırdım gözlerimi. Hayal meyal bir "bulut kümelenmesi" gibi birşey seçebildim ufuk üzerinde ama net birşey göremedim. (Sonradan baktım adanın en yüksek yeri 230 metre ve kırılmayı da hesaba katan "ufuk mesafesi" formülü deniz seviyesinden bakan biri için 58 km'yi sınır olarak söylüyor. Gerçi ben bi 20-30 metre yukardan bakıyorum ama yine de fazla iyimser gibi geldi ilk sezgi olarak, yine de bakmaya devam edeceğim :-)

Bu fenomenin fiziği nedir diye insan merak ediyor tabii. Biraz araştırınca herşeyin gelip tek bir katsayı ile ifade edilebildiğini gördüm. "Sönüm katsayısı" (extinction coefficient) olarak isimlendirilen bu katsayı havadaki seyreden ışığın insan gözü için yeteli kontrastı oluşturabilmesi kriterinin altına düştüğü mesafeyi belirliyor. Bu katsayının türetildiği ana mekanizma çoklu saçılma. Bu da doğrudan havada asılı duran partiküllerle, nemle, basınçla, sıcaklıkla hemen hemen herşeyle ilişkili birşey. Uygun koşullar açısından "tertemiz" bir havanız olduğunu varsayarsak sadece ve sadece Rayleigh saçılması (o da olmazsa gökyüzü mavi olmaz zaten) altında "TEORİK" olarak 296 km gibi muazzam bir mesafeyi görmek mümkünmüş. (http://en.wikipedia.org/wiki/Visibility) Burada elbette optik olarak dümdüz bir hattan bahsediliyor. Cisimlerin ufkun arkasında kalması ise geometrik bir kısıtlama ve daha önceki bir yazıda değinmiştim onun hesabına.

Sonuç olarak baktığım istikametin tam zıt istikametinde yer alanlar da bu işte bir etken gibi zira dev bir şehirde yaşıyorum ve hava kirliliği elbette sönüm katsayısını aşırı derecede etkileyen faktörlerden bir tanesi. Zaten genelde yağmur yağdıktan sonra hava toparlamaya başlarken ve genelde de soğuk günlerde bu güzel görüntüler ortaya çıkıyor. Yağmur olması havada asılı partikülleri indirmesi açısından soğuk olması ise moleküler seviyede saçılma merkezlerini "sakinleştirmesi" açısından bir anlam ifade edebilir. Sonuç olarak uygun rüzgar ve atmosfer koşulları birleştiğinde yokuştan inerken günüm bu şekilde güzelleşebiliyor aniden. Hiç formül kullanmadığım biraz da romantik bir yazı oldu... :-))

1 yorum:

  1. hava güzel olduğu bigün çekilen bir fotoğraf ta istiyoruz :D ..

    YanıtlaSil